Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur: Gücüm
iii '(ıl bu kadarını yapmaya yeter.
Bacası tütmek (aile için): Yaşaması sürüp gitmek.
Bağrına basmak: Kucaklamak.
Bağrını delmek: Çok dokunmak, içine işlernek.
B::ıklaoda nohut sofa: Küçük ev.
BHldayl ağzından çıkarmak: Sabrı tükenip o zamaii
i k ıdar söylemediği şeyleri söylemeye başlamak.
Bal alacak çiçeği bilmek: Çıkar sağlanabilecek yeri
il II~cyi bilmek veya bulmak.
Bal dök de yala: Bir yerin çok temiz olması.
Balta olmak (birine): argo. Direnerek bir şey iste-
IILI ık, vakitli vakitsiz tedirgin etmek, asılmak.
Baltayı taşa vurmak: mec. Farkında olmayarak bi-
ILLI lokunacak sözler söylemek, pot kırmak.
Barajı aşmak: mec. Herhangi bir sebeple konuşuliiiii~
lan şartı yerine getirip başarı sağlamak.
Bardağı taşırmak: Sabrını tüketrnek.
Bardaktan boşaltırcasına yağmak (yağmur): Çok
,Id lctli yağmak.
Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur: Gücüm
iii '(ıl bu kadarını yapmaya yeter.
Bacası tütmek (aile için): Yaşaması sürüp gitmek.
Bağrına basmak: Kucaklamak.
Bağrını delmek: Çok dokunmak, içine işlernek.
B::ıklaoda nohut sofa: Küçük ev.
BHldayl ağzından çıkarmak: Sabrı tükenip o zamaii
i k ıdar söylemediği şeyleri söylemeye başlamak.
Bal alacak çiçeği bilmek: Çıkar sağlanabilecek yeri
il II~cyi bilmek veya bulmak.
Bal dök de yala: Bir yerin çok temiz olması.
Balta olmak (birine): argo. Direnerek bir şey iste-
IILI ık, vakitli vakitsiz tedirgin etmek, asılmak.
Baltayı taşa vurmak: mec. Farkında olmayarak bi-
ILLI lokunacak sözler söylemek, pot kırmak.
Barajı aşmak: mec. Herhangi bir sebeple konuşuliiiii~
lan şartı yerine getirip başarı sağlamak.
Bardağı taşırmak: Sabrını tüketrnek.
Bardaktan boşaltırcasına yağmak (yağmur): Çok
,Id lctli yağmak.
Barutla oynamak: Tehlikeli işlerle uğraşmak.
Basamak yapmak: mec. Bir durumu daha yükseğine
erişmek için araç olarak kullanmak.
Basireti bağlanmak: İyi düşünernernek.
Baskın çıkmak: Üstünlüğünü göstermek.
Basıp gitmek: Birden bire gitmek.
Bastığı yeri bilmemek: I) Çok sevinrnek. 2) Şaşkınlıktan
durumunu kontrol edememek.
Baston gibi: Dimdik duran veya yürüyen kişi.
Baş ağrısı olmak: Sıkıntı vermek, uğraştırmak.
Baş ağrıtmak: Tedirgin etmek, bıkkınlık vermek.
Baş alamamak: Çok uğraşılan bir konu yüzünden
vakit ve fırsat bulamamak.
Baş aşağı düşmek: Kişiliğinden kaybederek toplum
içindeki durumu sarsılmak.
Baş başa: Biriyle bir kenara çekilip konuşmak.
Baş döndürmek: Başarıdan, gururdan, sevinçten
çok mutlu duruma getirmek.
Baş edebilmek: Bir kimseyi yola getirmeye veya bir
şeyi yapmaya gücü yetmek.
Baş eğmek: Direnmeyip buyruk altına girmek.
Baş etmek: Gücü yetmek.
Baş göstermek: Belirmek, ortaya çıkmak.
Baş göz etmek: hlk. Evlendirmek.
Baş komak: Birşey uğruna ölümü göze almak.
Baş tutmak: Elebaşı olmak.
Baş üstünde tutmak: Çok iyi ağırlamak.
Baş vermek (Çıban): Olgunlaşmak.
Başa güreşrnek: mec. En üstün sonucu elde etmek
Iı, ıı IIIücadele vermek.
nnşı bağlanmak: 1) Biri evlendirilmek. 2) Birini
i ıııı\ıış olarak kazanmak, kendi yanında tutmak.
Başı bütün: Eşi hayatta olan karı veya koca.
Başı çatlamak: Başı çok ağrımak.
Başı için (birinin): "Çocuğunuzun başı için"; "anne-
IlIl,ill başı için", gibi sözlerle değerli bir kişi ortaya ko-
1\ ii LI i ullanılan ant veya yalvarma sözü.
Başı kalabalık: Yanında bir işi konuşamayacak ka-
IIII \~Oi kimse var.
Başı kazan gibi olmak: Başında çok ağrı ve uğultui\
i I,ii" sersemlik olmak.
Başı yastığa düşmek: Yorgunluktan veya güçsüz-
Iı Iİ 'II uykuya dalmak.
Başı yerde: Utançla, kırgınlıkla, üzüntüyle.
Başı yukarda: Onurlu, kibirli, kendini beğenmiş.
Başım gözüm üstüne: Belirtilen istekleri içtenlikle
ıpıııayı kabul etmeyi anlatır.
Başına balta kesilmek: Sürekli istemek, ısrar etii
il I,, inat etmek.
Başına bir biil gelmek: I) Kötü duruma uğramak. 2)
, lliim ihtimalini bildirmek için kullanılır.
Başma buyruk: Kimseden izin almaksızın dilediği
li i davranan.
Başına çıkarmak: Şımartmak, çok yüz vermek.
Başına çorap örmek: Birine, haberi olmadan kötü
ılııruma düşürücü davranışta bulunmak.
Başına dert etmek: Bir şeyi üzüntü konusu yapmak.
Başına devlet kuşu konmak: Beklemediği büyük
bir nimeti ele geçirmek.
Başına dikmek: Birini veya bir şeyi korumak için
bir kimseyi görevlendirmek.
Başına geçmek: 1) Görevi altında bulundurmak. 2)
Bir yönetimini ele almak. 3) Bir işi yapmaya başlamak.
Başına iş açmak: Uğraştıncı ve üzücü bir işin çıkmasına
yol açmak.
Başına taç etmek: Çok değer vermek.
Başına vur, ağzından lokmasını al: Uysal ve sessiz
kimseler için kullanılır.
Başında kavak yeli esmek: 1) Sorumluluk duygusundan
uzak, zevk eğlence peşinde koşmak. 2) Gerçekleşmeyeceğini
düşünerek vakit geçinnek.
Başında paralansın: Yapılan bir iyilik çok söylendiğinde
o iyiliğin aı1ık istenmediğini belirtir.
Başında torbası eksik: Eşek gibi bir adam.
Başından almak: Kurtulmak.
Başından büyük işlere girişrnek: Gücünün üstünde
olan işlere kalkışmak.
Başından korkmak: Hayatından kaygı duymak.
Başını alamamak: Bir şeyden kurtulamamak.
Başını alıp gitmek: İzin almadan ve gideceği yeri
bildirmeden gitmek, sıvışmak.
Başını bağlamak: Nişanlamak ya da evlendirmek.
Başını bir yere bağlamak: Birini bir işe yerleştirmek,
işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak.
Başını dik tQtmak: Onurunu korumak.
Başını dinlemek: Sessiz, sakin kalmak.
Başını döndürmek: 1) Mutluluktan yarı sarhoş duruma
getirmek. 2) Kendine hayran bırakmak.
Başını gözünü yarmak: Bir işi kötü yapmak.
Başını kaldırmamak: 1) Bir işi aralıksız sürdürmek.
2) İyileşememek, yataktan çıkmamak.
Başını yemek: Yok olmasına sebep olmak.
Başının çaresine bakmak: Kimseden yardım görmeden
kendi işini kendi yapmak.
Başının derdine düşmek: Başka bir şeyle ilgilenmeyecek
kadar sıkıntılı durumda bulunmak.
Başının dikine gitmek: Kendi görüşünün en iyi olduğuna
inanarak kimsenin, uyarısını dinlemernek.
Başının etini yemek: Karşısındakini bezdirinceye,
bıktınncaya kadar sürekli konuşmak.
Başının gözünün sadakası: Başa gelecek bir belayı
ııavmak veya önlemek için yapılan bağış.
Başta gelmek: Üstün durumda olmak.
Başta taşımak: Çok saygı göstermek.
Baştan aşmak: Pek çok olmak, pek çoğalmak.
Baştan çıkarmak: Doğru yoldan saptırmak.
Baştan kara gitmek: Sonunu düşünmeyerek hesapsız
ve batarcasına yaşamak.
Başı boş bırakmak: mec. Hiçbir şart koşmadan,onu
i endi havasına bırakmak.
Battı balık yan gider: İşler kötü gittiğine göre artık
i~tenildiği gibi davranılabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder